Sevilay Yılman’ın konuğu duayen sanatçı Haldun Dormen oldu


Habertürk TV’de yayınlanan ve Sevilay Yılman’ın sunduğu “Sevilay Soruyor” adlı programın bu haftaki konuğu duayen tiyatro sanatçısı Haldun Dormen. 90 yıllık ömrünü sanata adayan Haldun Dormen, hayatıyla ilgili daha önce hiç duymadığınız ayrıntıları ve sanat yaşamıyla ilgili farklı detayları Sevilay Yılman’a anlattı…


Sanat dünyasında özel, çok özel bir isim o… 90 yıllık ömrünü tiyatroya adadı. Sanat hayatında yaptıkları çığır açtı. Çünkü o Haldun Dormen! Onu ilk kez bu kadar yakından tanıyacaksınız, çünkü bu kez “Sevilay Soruyor”…

“Babam çok uygar bir adamdı. Biz zaten çocukluğumuzdan beri konserlere, tiyatroya ve sinemaya giderdik. Aileme söyleyemedim ben oyuncu olmak istiyorum diye… Bir Amerika seyahatinde babamın, ona uzun bir mektup yazdım. Ve tabi heyecanla o mektubun cevabını bekledim.” diyor Haldun Dormen ve tiyatroya adadığı yaşamı hakkında Sevilay Yılman’a anlatıyor…

İşte Haldun Dormen’in açıklamaları:

Siyasetle yakından uzaktan ilgim yok. Tabi ki ülkenin işleriyle ilgileniyorum ama içine hiç girmedim, girmeye niyetim yok. Çünkü ben kendi işimi en iyi en doğru biçimde yapmak istiyorum. Bence Türkiye’de ve dünyada herkes kendi işini en iyi şekilde yapmaya çalışmalı. Sanatçılar tabii eleştirebilirler, ama çok fazla abartmalarına ben karşıyım. Yani oyunlarını kesecek, oyunlarından men edilecek kadar abartmamalılar. O zaman işlerini yapamıyorlar. İktidara yakın sanatçılarla ilgili ise konuşmak istemem.

Abartılı hiçbir şeyden hoşlanmam. Hayatımda her şey doz üzerine kurulu. Biz çok komedi oynuyoruz ve ben komedinin dozuna inanırım.

“GEÇ UYURUM ERKEN KALKARIM”

Çok geç uyurum ve erken kalkarım. Gece 2’den önce uyumam, sabah da en geç 9’da kalkarım. 9’dan sonra kalkarsam, ev halkı bana bir şey oldu diye panik yapar. Dizi pek izlemem, yabancı programları izlerim. 4 oyunda birden oynuyorum, ders veriyorum, Afife Ödülleri ve Bedia Ödülleri ile ilgileniyorum, kendime ayıracak pek vaktim yok.

Mersin’de doğdum ama ailem Mersinli değil. Annem İstanbullu babam ise Kıbrıslı. İngiltere’de eğitim görmüş ama Türkiye’ye yerleşmiş. Ben 6 aylıkken İstanbul’a geldik ve İstanbul’da yaşadık. Mersin’de doğmuş olmakla iftihar ediyorum.

Ben Almancayı Türkçe ile birlikte öğrendim. Biz çocukluğumuzdan beri konserlere, tiyatroya, sinemaya çok giderdik. Kendimi bildim bileli sinema-tiyatro hayatımdaydı. Küçükken arkadaşlarımı çağırır, onları seyirci yapardım.

İlk Galatasaray Lisesi’nde Demirbank isimli bir oyunda 25 kuruşluk rolünde oynadım. Sonra Robert Koleji’ne girdim, orada birçok rol aldım.

“BABAMA BİR MEKTUP YAZDIM”

Uzun süre aileme ben oyuncu olmak istiyorum diyemedim. Babamın bir Amerika seyahatinde ona bir mektup yazdım ve uzun süre cevabını bekledim. Babam uzun bir cevap yazmıştı, dünyanın en güzel mektubuydu. Her şeyin hayırlısıydı, o halde ben burada tiyatroya girecektim.

Amerika’da çok mutlu bir 5 yıl yaşadım ama hep Türkiye’ye dönmek kararıyla… Amerikalı arkadaşlarım da çok ısrar etti “Neden dönüyorsun” diye, ama ben tek bir gün bile pişman olmadım Türkiye’ye döndüğüm için.

VE TÜRKİYE’YE İLK BATI MÜZİKALİNİ GETİRDİ

Müzikali çocukluğumda çok severdim. Bütün Amerikan, Alman müzikallerini izlemiştim. Müzikali halen çok severim. O zamanlar Betül Mardin ile evliydim, Paris’te Sokak Kızı İrma oyununu gördük, bizim küçük sahnede yapılabilir dedik ama büyük bir sahnede yaptık. Sokak Kızı İrma’yı Gülriz Sururi oynadı. Oyun tıklım tıklım izlendi. Biz Gülriz ile inerdik ve kuyruğu izlerdik.

Betül Mardin ile 8 yıl evli kaldık. Çok aşık olarak evlendik ama kişiliklerimiz farklıydı. Oğlumuz Ömer bir gün Betül’e demiş ki, “İyi ki boşandınız, sizin kavganızı çekemeyecektim.” Biz bir çeşit kişilik çarpışması yaşadık.

HALDUN DORMEN YÖNETİYOR, SEVİLAY YILMAN OYNUYOR

 

İnsan her yaşta sahneye çıkabilir. Haftada iki kez ders veriyorum, 17 yaşından 60 yaşına kadar talebelerim var. Anneleri babaları izin vermemiş, şimdi sahneye çıkıyorlar. 

İstanbul’da 200’e yakın alternatif tiyatro var ve aralarında harika işler yapanlar var. Aralarında bütün ödülleri alan tiyatrolar var. Yeni oyunlar, yazarlar çıkıyor. Bence yeni yazarların çıkması çok önemli. Çünkü Türk tiyatrosundan bahsedeceksek, yazarlarından bahsetmeliyiz.

İlk tiyatrolar muhafaza edilmedi. Dram Tiyatrosu tarihi bir tiyatroydu, bütün hayatımda oradaki oyunlarla bir yere geldim, tiyatrocu oldum. O tiyatro yıkıldı ve Dalan bana özel olarak söz verdi “Yeniden yapacağız” diye. Bence orada Muhsin Ertuğrul parkı olmalı ve onun bir büstü dikilmeli. Babam-annem beni Othello’yu izlemeye oraya götürmüştü.

6-7 EYLÜL VE VARLIK VERGİSİ UTANILACAK DÖNEMLER

6-7 eylül dönemleri bence utanılması gereken olaylardan bir tanesi. Varlık vergisi ve köy enstitüleri, en korkunç olaylardan biri. Köy enstitüleri kapatılmasaydı, bugün Türkiye çok başka yerlerde olurdu. Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılmış en büyük kötülüktü. Köylüler çok güzel eğitiliyordu.

 

“KENDİ MAKYAJIMIZI BİZ KENDİMİZ YAPARIZ”

Devlet ve Şehir tiyatrolarında makyöz vardır ama özel “tiyatrolarda” biz kendi makyajımızı kendimiz yaparız. Herkes kendi makyajını yapar. Kendi makyajımı kendim yapıyorum.

“KIRMIZI YELEĞİ ÇOK KORKARAK GİYDİM”

Düşünün 1970’li yıllarda… Korkuyordum, çünkü çok fazla frapan gelmişti ama kırmızı yeleği giydim. Ama şimdi herkes rengarenk giyiniyor. Sadri Alışık ve Ayhan Işık, siyah resmi kıyafetin içine beyaz çorap giyiyorlardı. Bu beni rahatsız ediyordu. Beyaz çorap yazın giyilir, beyaz pantolonla da giyilir ama bunlar siyah kıyafetin içine giyiyordu ve bu modaydı. Herkes resmi kıyafete beyaz çorap giyiyordu. Söyleye söyleye “Böyle yapsanız daha iyi olur” diyerek değiştirdim. Renk uyumu benim için çok önemlidir. Rengarenk giyinmektense, uyumlu olmayı severim. Çıplak ayakla ayakkabı giymeyi sevmem, beyaz çorap giymekle aynı benim için.

“BEN DE ÇUKUR’A DÜŞTÜM”

Çukur enteresan bir dizi. Ben dizide oynayamam o kadar vaktim yok ama bir rol teklif ettiler, o gün tesadüfen boştu. Çok da keyif aldım zaten 4 saat sürdü iş. Çok da güzel yorum aldım sosyal medyada. Sosyal medyamı asistanlarım takip ediyor.

“DADI’DA PERTEV ROLÜ BENİ ÇOK MEŞHUR ETTİ”

Hala bana Pertev’i söylüyorlar. Pertev rolü beni çok meşhur etti. Bir de İbrahim Tatlıses ile dizim vardı ama iyi ki yayınlanmadı. Çünkü iyi olmamıştı. Ben zaten baştan istememiştim. Sinan Çetin öyle istedi ve öyle büyük paralar teklif etti ki, kabul etmek zorunda kaldım neredeyse. Sonra başladık işe. Sonra Sinan Çetin ayrıldı, sonra da dizi hiçbir zaman yayınlanmadı.

“İKİ FİLM YAPTIM KENDİ HESABIMA, HİÇ PARA KAZANAMADILAR”

Güzel Bir Gün İçin ve Bozuk Düzen iki film yaptım kendi hesabıma. Ödül kazandılar ama hiç para kazanmadılar. 1960’lı yıllarda biraz erken filmlerdi galiba, şimdi yapılsa kazanırdı. Ama ben bundan sonra tiyatro dışında reji yapmam. Sinema ve televizyonda sadece oyuncu olarak yer alırım.

“TİYATROYA HİÇBİR ŞEY OLMAZ”

Tiyatro 3 bin yıllık bir sanat, tiyatroya hiçbir şey olmaz. Tiyatro hep devam edecek. Devlet sanatçısıyım ama devlet kadrosunda olmayı hiç istemedim. Bu konuda çok da rahatım. Bizim tiyatroda herkesin sigortası vardı, tiyatro kapandıktan sonra fark ettim ki, herkesin varmış da bir benim yokmuş.

Kaynak:HaberTürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir